Özel Arama

5 Aralık 2008 Cuma

KAPTANLIK MEVZUSU ve GECİKMİŞ BİR HERTHA YAZISI

Galatasaray, Türk milletinin en büyük huyunu bir kez daha dosta düşmana gösterdi. İşini zora soktu daha sonra zoru başardı. Hemde Benfica maçında olduğu gibi bir kez daha beklemediğimiz bir futbolla. Galatasaray geçen sene Fenerbahçe’nin yaptığını yapıyor ve maç seçiyor. Bu yadsınamaz gerçek UEFA Kupasında önemli maçlarda işe yarıyor şüphesiz ancak Beşiktaş,Fenerbahçe,Trabzonspor biraz iyi durumda olsa, ligde tren çoktan kaçmış olacaktı. Canı isteyince oynayan futbolcular sahada olunca biz seyircilerede her maç sürpriz oluyor. Hiçbir maç hakkında maç öncesi en ufak bir fikir yürütemeyeceğiz bu sene anlaşılan.

Maça gelirsek, şüphesiz maçın en büyük güzellikleri uzun bir aradan sonra M.Topal ile Barış’ın yanyana oynaması ve Lincoln’ün mükemmel futboluydu. M.Topal ve Barış sağlam oldukları sürece bu takımda belkide kağıda ilk yazılacak 2 isim olacaklarını gösterdiler. M.Topal ve Barış yanyana oynadıkları sürece Galatasaray rahatlıkla 4-2-3-1 taktiğiyle oynayabilecek. Bu korkutucu ikiliye güvenerek Arda ve Kewell artık çok daha rahat şekilde hücumla ilgilenebilecekler ve enerjilerinin büyük çoğunluğunu buraya verebilecekler. Aynı şekilde M.Topal-Barış ikilisinden nasiplenecek bir diğer oyuncuda Lincoln olacak. Sene başından beri zaten üzerine düşeni fazlasıyla yapan Lincoln bu maç kendini de aştı. Artık kaptanlığın gazıylamı yoksa Almanya’ya ne olduğunu tekrar gösterme çabasımıydı bilemiyorum ancak Lincoln böyle oynamaya devam ettikçe Galatasaray’ı pek çok maç taşıyacaktır.

Maçla ilgili bahsedilebilecek son meselede heralde Lincoln’ün sahaya kaptan olarak çıkmasıydı. Basının haberi yansıtmasına göre Lincoln’e Hagi’ye bile verilmeyen bir onur verilmişti. Ancak bu yaklaşım çok sağlıklı değil. Nitekim Hagi Galatasaray’da oynadığı sürece Galatasaray’da iki efsane isim daha görev yapmaktaydı. Bülent Korkmaz ve Hakan Şükür dururken tabi ki Hagi’nin kaptan olması düşünülemezdi. Kaldı ki Bülent ve Hakan Şükür kolay kolay maç kaçırmayan oyuncular olduklarından belki de ligde ortalama 32-33 maç oynuyorlardı. Galatasarayın bu iki kaptanının aynı anda sahada olmama ihtimali çok düşük olduğundan Hagi’de bu onuru yaşayamamıştı. Hertha Berlin maçınd Hasan Şaş-Ümit-Ayhan kaptan 3’lüsünün olmadığı bir ortamda sahaya muhtemelen herkes en kıdemli Galatasaraylı olarak Sabri’nin kaptan olarak çıkmasını beklerdi. Ancak Sabri yabancısı bol takımı yönetebilme konusunda sıkıntı yaşayabileceğinden ve oyun yapısı nedeniyle bu pek güven vermediğinden onun kaptan olmaması çokta yadırganacak bir durum olamaz. H.sonu herhangi bir olay yaşanmasa Lincoln top sektirdiği (!) için basının tepkisini çekmese muhtemelen bu maç Arda sahaya kaptan olarak çıkardı ancak hem Lincoln’e destek olma amaçlı hem de Avrupa arenasında yabancısı bol bir takımda daha iyi iletişim sağlayabileceği düşünülerek Lincoln’e bu onur verildi. Kötümü oldu ? Bence kötü olmadı ancak bu sadece bir maçlık bir jest olarak kalmalı ve aynı durum tekrarlanacak olursa kaptanlık Arda Turan’a verilmelidir.
NBA- I LOVED THIS GAME

Kim tahmin ederdi geçen sene haftada en az 2-3 gün canlı maç izleyen benim bu hale geleceğimi. Bu sene bırakın maç izlemeyi günlük maç sonuçlarına ve istatistiklerine bakmıyorum bile. Tabi ki bunun sebepleri var, bunlardan en büyüğü ise ev değiştirdikten sonra NBA TV’ye veda etmem oldu. ‘’Gözden ırak, gönülden ırak ‘’ hesabı insan TV’yi açıpta maç özetleri , maç görüntüleri göremeyince aklına bile gelmiyor bir süre sonra. Bunun yanında artık derslerin eskisi kadar basit (!) olmayışıda önemli bir faktör NBA’den uzaklaşmamda. Geçen sene basketbol sitelerine Indiana Pacers analiz yazıları göndermeyi tasarlayan Emre en kısa sürede geri dönecek, dönmeli …

1 Aralık 2008 Pazartesi

GALATASARAYA EN UYGUN TAKTİK NEDİR ?

Galatasaray gördüğümüz gibi sene başından beri bir türlü istikrarı yakalayamadı. Bunun pek çok sebebi olabilir ancak bana göre 4-2-3-1 taktiğinin takım kimyasına uymaması bunun en önemli sebebi. Peki Skibbe’nin bu taktikte ısrar etmesinin sebebi nedir ? Bu taktik kime ne getiriyor bunun hakkında biraz düşünelim.

Galatasaray’ın şu anki futbolcularına baktığımızda kabaca şöyle bir liste çıkarabiliriz ;

Kaleciler : De Sanctis, Aykut
Defans : Servet, Meira, Emre Aşık, Emre Güngör,Sabri,Hakan Balta, Volkan Yaman
Orta Saha: Lincoln,Arda,Kewell, Aydın, Ayhan,Barış, Mehmet Topal
Forvet : Baros,Ümit Karan, Nonda

Kadroyla ilgili sakatlıklar dışında herhangi bir problem yok. Sorun özellikle Barış ve Ayhan dışındaki orta saha oyuncularımızın tek bir bölge dışında çok verimsiz olmaları. (Forvet arkası olmayan bir Lincoln ya da solda oynamayan Arda -Kewell gibi ). Zaten sırf Arda-Lincoln-Kewell üçlüsünü birarada oynatabilmek için Skibbe maç içinde 15-20 dakika bir Ardayı bir Kewell’ı sağa alarak kurban veriyor. Onların önünde oynayan tek forvet oyuncusuda bu sistemin kurbanı oluyor. Baros,Nonda ya da Ümit Karan’dan hangisi oynarsa oynasın bu takımın forveti sağ ya da sol açıkta topu alıp geriye dönen defansın arasında çırpınıp duran bir oyuncu olmaktan öteye gidemiyor. Yani özetle 4-2-3-1 sistemiyle oynayan Galatasaray’da sistem içinde sivrilen oyuncu sayısı sadece 2. Bunlardan birisi Lincoln diğeri ise solda oynayan Arda ya da solda oynayan Kewell oluyor.

Göz göre göre takımı bu şekilde aciz durumda bırakmak yerine yapılacak ufak birkaç değişiklikle bu sorun belkide çözümlenebilir. Kewell’ıda diğer forvetin yanına almak ve ondan boşalacak kanada Aydını ya da Barışı monte etmek olası çözümlerden ilki. Böylece Galatasaray tek ön liberolu ve 2 forvetli 4-1-2-1-2 sistemine dönebilir. Özellikle Ali Sami Yen stadyumundaki maçlarda korkutucu bir hücum gücü için düşünülebilecek bir taktik.

Bunun yanında Türkiye’de pek fazla düşünülmeyen ancak yine büyük takımların özellikle iç saha maçlarında neden uygulamadığını anlamadığım 3-5-2 taktiği. 5 orta sahalı sistemin doğası gereği orta sahanın ortasında pas alışverişini sağlayacak ileri-geri bağlantısını gerçekleştirecek bir koordinatöre ihtiyaç vardır. Ayhan oyunun iki yönünüde oynayabilen ayağı pas yapan bir futbolcu olduğundan bu görevi rahatlıkla yerine getirebilir. Sağ ve sol iç oyuncuları yerine ise 1 defansif 1 ofansif orta saha oyuncusu kullanılabilir. Bu oyuncularda M.Topal (Barış), Lincoln olabilir. Sağ açıkta Aydın ve sol açıkta Arda süratleri ve top teknikleriyle korkutucu kanat ikilisi olabilirler. İleridede yine Kewell Lincoln’e yakın olacak şekilde yanına bir bitirici forvet koyularak 11 hazırlanabilir.

Daha öncede bahsettiğim gibi çok yönlü olmayan oyunculara sahip olan takımda, farklı taktiklerle en başarılı olduğu mevkilerde görev verilerek futbolculardan maksimum verim alınabilir. Ancak bunun içinde biraz risk gerekir. Skibbe bu güne kadar yaptıklarıyla bu riski alamıyacağını sadece tek bir taktikle bu takımı götürmeye çalışacağını gösterdi. Bir şekilde Sami Yen’deki maçlar kazanılsada bu şekilde deplasmanda kolay maç kazanılmayacağı bir gerçek. O halde bir taktik değişikliğinin zamanı gelmedimi ?

30.11.2008 GALATASARAY-Hacettepe Maçı

Kasım ayını devirip Aralık günlerine geldiğimiz bir dönemde böylesi hava az görülür. Havanın güzelliği Metalist maçıyla kaybolan hevesimizide yerine getiriyor bir nebze. Evet Perşembe günü küskün ayrılmıştık staddan. Nasıl yenemezdik böylesine bir takımı. Hemde işin ucunda liderliği garantilemek varken. Yine de gidiyoruz stada canınız sağolsun Aslanlar demek için. Galibiyetimizle birlikte lig adeta sıfırdan başlayacak böylece bugüne kadar yaptığımız hatalarıda sıfırlama şansımız olacak. Güzel günler yakında. Mehmet Topal, Barış, Emre Güngör sakatlarda bir bir dönüyor. Artık tek bir 11’e muhtaç değiliz ve kötü oynayanı oyundan çıkarmak gibi bir lüksümüz var.

Maç öncesi futbolcular tribünlere çağrılmıyor ve bolca yapılan Metin Oktay tezahuratlarıyla futbolcularada mesaj veriliyor. Acaba mesaj alındımı?

Skibbe belliki bir taktik değişiklik yapmaktan korkuyor ısrarla Baros’u ilerde yalnız
bırakıyor ancak sene başından beri çıkan takımın aksine bu kez Meira defansa çekilmiş ve Barış sonunda sahada. Futbola ne kadar susadığınıda oyundan çıkana kadar canla başla oynayarak gösteriyor.

İlk yarıda Galatasaray yine bal yapmayan arı. Hakan Şükür hala oynuyormuş gibi defanstan şişirilen toplar rakip defansta eriyip gidiyor üstüne birde yenilen şok gol herşeyin tuzu biberi. Ancak geçmiş yıllarda bolca içimde barındırdığımız, bu yılsa unutmaya yüz tuttuğumuz o gol yiyip geriye düşsekte ‘’ Biz bu maçı alırız abi ‘’ düşüncesini hissediyorum içimde. Nitekim ilk yarı bitmeden golüde Baros’la buluyoruz. Kaleci Recep oyununa bakmak yerine yerlerde hakeme vermek için bozuk para ararken dikkati dağılıyor heralde. Sahi Sami Yen’e gelen kaleciler niye manyaklaşıyor ? (Volkan,Ömer, Recep, vs …)

Bu arada bir Hacettepeli oyundan atılıyor tabiki tribünden bir şey anlamak mümkün değil. Meğer ilk kez Gs dışında bir takımın oyuncusuna kart işareti yaptığı için sarı kart gösterilmiş. Ben de artık bu kural sadece bizim oyuncularımız için çıkartıldı sanmaya başlamıştım. 2.yarı Hacetepeli oyuncudan gereksiz bir elle oynama ve penaltıdan yine Baros. Gereksiz bir elle oynama dediğime bakmayın tribünden hiçbirşey anlamamıştım bunlar eve gelipte pozisyonları izledikten sonra yaptığım yorumlar :) Baros’ta son sözü söyleyince rahatlıyoruz artık önümüze bakabiliriz.


MAÇTAN NOTLAR

*** 2.yarının başında Meira çıkıp Ümit Karan girince çok heycanlanmıştım. Dile kolay Skibbe ilk kez takımın taktiğiyle oynuyordu belkide ancak yine sonradan yine öğrendikki Meira sakatmış ve o yüzden çıkmış. Tabiki bu hayırlı bir sakatlıktı nitekim takım 3-5-2 ye dönünce ilerde daha kalabalık ve etkili oyunlar yapabilme imkanı doğmuştu. Tabiki geride de korkulu dakikalar. Neyse ki bir sürpriz olmadı.

*** Maçın son 10 dakikasında söylenen Nevizade Akşamları tezahuratı. Çok ama çok güzeldi hatta gecenin sürpriziydi .

*** Ümit Karan nolur rövaşata golünü at sende kurtul bizde kurtulalım J

*** Eski Açık’tada olaylar vardı. Muhtemelen nedenini hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz (baya baktım tepeden ama anlamadım J) .Tribünde çıkan olaylar tribün performansınıda olumsuz yönde etkiliyor. Kimsenin kimseyi zorla bağırtmaya birşeyler söyletmeye hakkı yok bunu herkesin kafasına yerleştirmesi gerek. Kaldıki 15-16 yaşında çocuklar karşınızda size bağırın ulan diyince bağıracaksanızda inadınıza susuyorsunuz. Kimse kimseden fazla Galatasaraylı değildir ancak işte ne olursa olsun önlenemiyor bir türlü olaylar.

*** Engelsiz Aslanlarda kıtalararası şampiyon olmuş. Muhtemelen 2 günde unutulacak ancak bu gururu yaşayan basketbolcularımızada tebrikler. En büyük kupayıda kazandılar.

29.11.2008 Fenerbahçe-Beşiktaş Maçı

Aslında maçla ilgili futbol adına söylenebilecek çok fazla bir şey yok. Biliyorum çok klişe bir giriş oldu ama özellikle Beşiktaş 10 kişi kaldıktan sonra bizim gibi ekran başında sırf güzel,eğlenceli bir maç olsun sonundada beraberlik olsun diyen Galatasaraylılar hayal kırıklığına uğradı. Bu arada bu maçla beraber bir kez daha anladımki şartlar ne olursa olsun Fenerbahçe gol yediğinde seviniyorum :)

Maçla ilgili tespitlerimi kısa kısa açıklayacak olursam ;

* İki takımında defansı çok kötü durumda, kaleci vuruşlarından gelen 2 gol bunun en basit
göstergesi

* Mustafa Denizli ne düşündü ? Sanırım orta sahayı defansif adamlardan oluşturup maçı kontol altında tutmak istedi,ama herşey planladığı gibi gitmeyince hele hele mağlup durumdayken 10 kişi kalınca kadro sahada çok sırıttı. Daha sonraki hamlelerde yanlış ya da geç olunca Beşiktaş 10 kişi olmasına rağmen beraberliğe getirebileceği maçı kaybetti.

* Sarı kartı olan bir Cisse hakemin gözü önünde umursamadan arka arkaya faulleri nasıl yapar. Maçın kader anı bu saçma kırmızı kart oldu.

* Guiza geçen sene Mallorca gibi bir takımda o kadar fazla golü atmayı nasıl başarabilmiş. Büyük ihtimalle şu ana dek Fenerbahçe’de girdiği pozisyon sayısı orda bir sezonda girdiği pozisyon kadar olmuştur ancak bir forvet oyuncusu gol atmaktan bu kadarmı uzak olur gol noktasında bu kadarmı eli ayağına dolanır. Attığı gole lafımız yok tabi ki ama 15 maçta 1 kez böyle bir hareket görünce insan sorguluyor bu adamı normal olarak

* Son sözümde seyircilere olsun . Yine klasik bir Saracoğlu maçı..Bolca ıslık, bolca deplasman taraftarının performansı ancak sonunda sevinen Fenerbahçeliler oldu . Özellikle son dakikalarda Beşiktaşlıların arka arkaya üçlüleri Fenerbahçe seyircilerini çıldırtmıştır heralde.

Derbi hakkında söylenebilecekler bu kadar sanırım,Fenerbahçenin bu galibiyetiyle adeta lig yeniden başlıyor. İlk yarı bittiğinde tablo yine bu şekilde olursa 2.yarıda muhtemelen lig Beşiktaş ve Galatasaray arasında geçecek gibi.Zira Fenerbahçe büyük bir fikstür avantajını kaybetmiş olarak çıkacak 2.yarı maçlarına.