Özel Arama

29 Ocak 2010 Cuma

Gerizekalı olmak vol2



Üstad Meriç Tunca'dan;

Bir yanda; Brezilya Milli Takımı ile kupa şampiyonlukları yaşayan Alex De Souza.. Diğer yanda; Brezilya Milli Takım kariyeri sadece ''Olimpiyat takımıyla'' sınırlı Jo..
Bir yanda;
Arjantin Milli Takımı formasını 97 kez giyip 19 gole imza atmış Ariel Ortega..
Diğer yanda;
Ayıp olmasın diye 3 dakikada bir maç yapan Fildişi Sahilleri'nde 10 yılda sadece 52 kez oynayabilen ve onun çoğunda da yedek oturan bir Keita..
Bir yanda;
Daha 20 yaşında Real Madrid'le Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu yaşamış, dünya yüzünde sayısız başarılar elde etmiş, İngiltere Premier Ligi gibi zorlu bir arenada gol krallığına ulaşmış ve dünya yüzünde bonservisine en çok para ödenen oyuncu ünvanını almış Nicolas Anelka..
Diğer yanda;
Hasbelkader formasını giydiği Manchester City'de hocasına ''Kumpas'' kurduğu için neredeyse bedavaya şutlanan bir Elano..
Bir yanda;
Hollanda'nın dünya futboluna armağanı, muhteşem insan, adına besteler yapılıp, şarkılar söylenen ve bugün bile saygı ile anılan Pierre Van Hoijdoonk..
Diğer yanda;
Avrupa'da dikiş tutturamayan, üstüne üstlük dünyanın parasını aldığı halde bile kaçan Lincoln..
Bir yanda;
Gana Milli Takımı'nın kaptanı, İtalyan devi Juventus'un orta sahadaki canavarı Appiah..
Diğer yanda:
İngiltere ligi gibi futbol devi bir ülkede sıradan kulüplerde forma giyen Neill..
Bir yanda;
Daha ilk geldiği yıl yarım sezonda Fenerbahçe'yi golleriyle şampiyonluğa taşıyan Nobre..
Diğer yanda;
Barcelona'dan gönderilen, Tottenham'da forma giyemeyen, kiralandığı İpswich Town'da bile dikiş tutturamayıp son 2 yılı neredeyse oynamadan geçiren bir Giovanni Dos Santos..
Bu futbolcu listesine ''Şimdilik'' noktayı koyup, madalyonun diğer tarafına bakalım
Bir yanda;
Yukarıda ''Bir yanda'' diye saydığımız dünya yıldızlarını gecesini gündüzüne katarak, hiç bir fedakarlıktan kaçınmayarak Türk futboluna ve Fenerbahçe'ye kazandıran o dönemin yöneticisi Hakan Bilal Kutlualp..
Diğer yanda;
Yine yukarıda ''Diğer yanda'' diyerek saydığımız isimleri Türkiye'ye ve Galatasaray'a getiren Haldun Üstünel..
(Üstünel'in getirdiği futbolcuların arasına hiç oynamadan giden Linderoth, arada bir oynayan Kewell, birkaç maç oynayıp giden Meira falan filanı da hiç almıyorum)
Fazla uzatmayalım; Biri ''Alınması imkansız.. Hayatta gelmezler'' denilen olanları alıp gelen biriydi..
Diğeri, kulüplerinin başından atmak için neredeyse ''Üste para vererek'' serbest bıraktığı oyuncuları getiren biri..
Hakan Bilal Kutlualp'in getirdiği yıldızlar Fenerbahçe'yi 4 yılda 3 kez şampiyon yaparken, bir şampiyonluğu da Denizli'de ''Katakulliye'' getirilip elinden alındı..
Haldun Üstünel'in getirdiği yıldızlar Galatasaray'ı geçen sezon ligde ancak 5'nci yapabildi..
Küçük bir not daha; Kutlualp'in yıldızlarının Galatasaray maçlarında ''Boşu'' yok..
Haldun Üstünel'in oyuncularının Fenerbahçe maçlarında doğru dürüst ''Golü'' bile yok.
Peki tüm bu bilgilerin ışığında şimdi hep beraber ne yapıyoruz?..
Ve nasıl bağırıyoruz;
Ya ya ya, şa şa şa.. Hakan Bilal Üstünel çok yaşa... Ya ya ya, şa şa şa Haldun Bilal Kutlualp çok yaşa....''

Karşılaştırmalar,analizler enfes... Okuyun okuyun eğlenin keyiflenin, seyredin nasıl kudurduklarını daha haftası dolmadan transferlerin. Ama son sözümde senin o küçük beynine,madem bu kadar iyiydi bu Hakan Bilal Kutlualp,senin o müthiş başkanın niye apar topar uzaklaştırdı ki kulüpten,bunu yaparken taraftarlar,camia neredeydi,sahip çıktı mı peki ona... Neyse dediğim gibi bu yazıyı sinirlenerek değil keyifle gülerek okuyun,Allahta seni güldürsün be maymuncuk

28 Ocak 2010 Perşembe

Karmakarışık





Çoğu zaman yalnız kaldım onu destek konusunda,kaçırdığı her pozisyonda sövüldükten sonra anılan 2.adamda ben oldum,ama çok sevmiştim ben bu adamı.Sindiremiyorum böyle gönderilmeni,FM starına tercih edilmeni.Yolun açık olsun Nonda,hep güzel anılacaksın buralarda...

İstek Üzerine Analiz

"Valla bu konuda analiz yapmaya yanaşamıyorum desem yeridir" diye başlamıştı aslında Yağcı'nın yazısına yorumum. Bir baktım yorum almış başını gitmiş buyrun etliye sütlüye pek dokunmayan analizim.



Şu an yöneticilerin işi çok zor transfer yapılmasa şu bölgelere adam almadınız ondan başarısızlık geldi denilecekti. Aldılar bu sefer takım içi dengeler devre arasında bu kadar oynanır mı denilecek. Gerçekten bir fikrim yok bu konuda gelişmeleri yaşayarak görmek istiyorum. Empati yapıp düşündüğümde gerçekten ben bunu yapardım veya yapmazdım diyemiyorum. Ama Kewell ile yoları eğer şartlar uygunsa ayırmazdım. Tabi Kewell sene sonu uzatmaya yanaşmazsa boşuna yarım sezon bekleyeceğimizde aşikar. Aslında benim aklıma gelen en iyi çözüm Leo'nun yollanarak takımda yabancı kontenjanını kaleciden yana kullanmamak. Söylenenlere göre Arjantin'den teklifler varsa gönderilebilir. Ufuk'un kalede duruşu bana güven veriyor niyeyse. Burda da yerine geçecek yerli kalecinin olası yiyeceği hatalı gollerde Leo'yu göndermeleri tartışılacak geçen sene Meira'da olduğu gibi(Bana göre kalsa da bir şey değişmeyecekti).

Sonuç olarak herkes takımdan başarı bekliyor ve bunca yatırım yapılmışken gelecek olası bir başarısızlık çoğu kişi tarafından hazmedilemeyecektir. Bizim milletimize geleceğe yatırım yapıyoruz yada şartlar bunlar için uygundu diyemezsin. Kabul etmezler medyada çanak tutar bu işlere. Ancak kötü yönetimlerde olası bir başarıda herşeyi örtmeye yetmektedir şu güzel ülkemizde(Örnek Beşiktaş'ın geçen sezon ki ÇİFTE KUPASI). Yani bizim halkımız günlük düşünüyor. Eğer geleceğe yatırım yapabilseydik biraz sabrımız olsaydı ne bu kadar teknik direktör ne yönetici ne oyuncu sirkülasyonu olurdu. Tabi sonucunda sisteme dayalı bir futbolumuz ortaya çıkabilirdi. Hepimiz biliyoruz Ronaldinhoların, Kakaların bu ülkede denenip beğenilmediğini. Sabrımız yok ki pişmiş adam arıyoruz potansiyel yetenek değil. Günlük başarı arıyoruz kalıcı başarılar değil. Dünü ve bugünü düşünüyoruz Avrupa liglerindeki gibi bugünü ve yarını değil. Geçmiş başarılar örtüyor bugün ki ayıplarımızı gelecek başarılar değil. Hep suçlu hakemler, federasyonlar, yöneticiler, futbolcular, teknik direktörler mantalitemiz değil. Ülkemizde herkes futbol bilgini ama Rijkaard adam bile değil!!!

Kendimi artık bir hasta gibi yöneticilerin eline bırakmaya karar verdim arkadaş. Herşey dışardan gözüktüğü gibi olmuyor. Takım içi dengeleri teknik ekiple beraber koruyacaklarına inanıyorum. Bugüne kadar bizi yanıltacak bir yanlış yapmayan yönetim şimdide yapmayacaktır. Ama içimde nedense bir karamsarlık var yenmeye çalıştıkça karşıma çıkıyor. Zaman herşeyin ilacı. Geçen sene ki kadromuz da lig için fazla diyorduk sonu hüsran oldu. Herşey iyi topçuları takıma toplamakla olmuyor malasef. Beni bu yabancı transferleri rahatsız etmeye başladı nedense batan bir şeyler var bana. Şimdi diyeceksiniz sana İnamoto mübah diye ama ne bileyim işte var içimde bir huzursuzluk. Gerçi bu huzursuzluk onlardan mı yoksa yerli futbolculardan mı kestiremiyorum. Dedim ya mantalite işte yerli futbolcularımız profesyonelden çok duygusallar. Sonumuz hayrola inşallah.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Dos Santos'un düşündürdükleri



Biz herhangi bir kulüp olamadık yıllardır. Hakan Şükür'ün payı nedir bunda bilemem ama takım içi dengeler hiçbir yerde olmadığı kadar önemli oldu bizde.Bu yüzdendir ki yerli futbolcularımızla iyi geçinen anlaşan yabancılar başarılı oldu efsane oldu bu takımda.Bir nevi ya aile olduk,kenetlendik başarılar geldi, ya da birbirimizi yedik,para derdine düştük diplere indik.

Ligin ilk yarısı bittiğinde hedeflerimizin uzağında değildik,Baros'un sakatlığı sıkıyordu canımızı,o gelene kadar idare edecek bir yerli forvete razıydık.Önce Kewell'ın sakatlık haberi,sonra Jo transferi ve arkasından Dos Santos...Çok yoğun,hareketli günler yaşıyoruz.Neill'i saymıyorum tabi ki burada,çünkü karakteri ve geçmişini göz önüne aldığımızda en problemsiz transferimiz olacağı şimdiden belli oldu.

Daha bir kaç gün önce Jo transferiyle takımda yabancı ve yerliler arasında ilginç bir harmoni oluştuğundan bahsetmiştik,nitekim Rijikaard'da devre arası kampını değerlendirirken iyi bir takım olabilirsiniz,ancak bu kadar iyi arkadaşlık ortamının oluşması her zaman mümkün olmaz demişti.Acaba takımda yaşanan bunca değişiklikten sonra herşey aynı kalacak mı,bunu çok merak ediyorum. Dediğim gibi tüm bunlar Fenerbahçe'de Beşiktaş'da yaşansa bu kadar konuşulmayabilir ancak biz bu konular da her zaman sabıkalıyızdır.Bir Lincoln bile seyirciyi,futbolcuyu bozabilir ligi 5.bitirmenize neden olabilir.

Şimdi Lincoln'den çok daha büyük bir sınav var önümüzde,basın daha 1 hafta olmadan 100 tane asparagas haber ile görevine başladı.Futbolculara ve taraftarlara büyük görev düşüyor.Das Santos'un gelişi taraftarı da şimdiden ikiye bölmüş durumda.Kewell gibi bir adamın yerine gelecekseniz işiniz zor demektir, bu açıdan da Dos Santos stres altında kalacaktır.Kaldı ki Keita dönerken,Caner ve Barış bu kadar iyi oynarken kiralık olarak bu transferin gerekliliği de ayrıca tartışılmalıdır.Tuğrul'da bu konuda ayrıntılı bir analiz yazısı yazacaktır yakında.

Bugün Ankaragücü ile oynanacak maç tüm bunları test etmek,futbolcuların psikolojisini gözlemleyebilmek açısından çok çok önemli,inşallah düşündüklerimiz gerçekleşmez,korkulan olmaz.Seneye Şampiyonlar Liginde oynayabilmek hiç olmadığı kadar önemli bu kez,bu yüzden tepetaklak düşmeye hiç mi hiç tahammülümüz yok

Giovani Dos Santos Galatasaray'da



Beni Dos Santos'un gelmesi değil kimin gideceği daha çok ilgilendiriyor sevinemediğim tek transfer malasef:(

26 Ocak 2010 Salı

Stay With Us Harry Kewell



Nonda, Leo gibi futbolcular varken senin takımdan yollanmanı kaldıramaz bu gönül. Basın yalan yazıyor, şampiyon olmayınca demek istiyorum şu transfer sezonu bittiğinde. Gönül neylesin Santos'u, Robinho'yu sen olmadıkça Kewell!!!!

25 Ocak 2010 Pazartesi

Karlarla kapansa da sana çıkan yollar, kürekle geliriz Galatasaray



Bir gün önce Beşiktaş'ın çok çok yoğun(!) çalışarak maça hazır hale getiremediği stadın aksine Ali Sami Yen futbol oynamaya kısmen müsait hale getirilmişti bir gün sonra. Maçtan 2 saat önce başlayan kar yağışı ise şans oldu futbolcular için. Nitekim o kar da olmasa buz pistine dönecekti saha.

Caner inanılmaz futbolunu dün de sürdürdü. Rusya tecrübesi bu havada ayakta kalmasını sağladı herhalde, çok verimli ve istekli oynuyor.Yine de ayağında bu kadar fazla top tutmamalı her pozisyonda,bu sayede enerjisini daha ekonomik kullanabilir.Caner böyle oynamaya devam ederse hiç düşünmeden bonservisi alınacaktır.Hakan Balta'yı da bu sene ilk kez bu kadar arzulu ve iştahlı gördük sonunda.Barış ve M.Sarp bence tüm takımı rahatlatan isimler,Keita gelince Barış'a kulübe yolu gözükecek elbette ancak pek çok mevki de oynayabilmesi nedeniyle anahtar yedeğimiz olacağı kesin. Elano'nun takıma ne kadar faydalı olduğu, ne tarz futbol oynadığı da dün oyundan çıktıktan sonra bariz şekilde belli oldu.Medyanın söylediklerinin aksine,oyunun iki yönünü de oynayan,tüm topları olumlu kullanan ve bu açıdan Barış,Sarp,Topal gibi oyuncuların da asıl işlerine konsantre olabilmelerine olanak sağlayan bir rahatlık veriyor takıma.

Yeni transferlere de ayrı bir paragraf açmak gerek. Neill eli yüzü düzgün,karakterli bir futbolcu olduğunu belli etti,ancak koca maçta bir tane bile hamle yapmasını gerektirecek pozisyon oluşmadığından, şimdiden gaza gelmek yersiz olacaktır. Jo ise daha ısınmaya çıktığında bizleri büyülemeyi başardı,tabi ki fiziğiyle :D Bu güçte bir adam Türkiye'de çok iş yapar. Ayaklarına hakim ve hızlı oluşu,3 gün önce gelip maça çıkmış olmasına rağmen uyumlu ve rahat oyunu ilk maçtan akılda kalanlar oldu.


Son satırlarımız da Nonda'ya gelsin. Eh be birader o kadar eleştiriliyorsun,üzerinde stres var,maç da sallantıda. Neden sen gelirsin ki o topun başına.Yine de insanlara şaşmamak elde değil,sanırsınız Leo Franco kullandı.Nonda penaltı atmayan,atamayan daha önce kullanmamış birisi değil ki.Tek sorun zamanlamaydı.Futbolu içinse ilk yarı rezalet,ikinci yarı faydalı denebilir.

Formayı terleten bir Galatasaray futbolcusunu ıslıklamaya ise ne şartla,sebeple olursa olsun karşıyım.Bunu inatla sürdüren 1000-2000 kişi oluyor stadda, neyse ki sağduyu galip geliyor sonunda.

Elano-Jo değişikliği mevzusunun ise bu kadar tartışılması bile ilginç, zaten 2 seçenek vardı elinde Arda ya da Elano çıkacaktı ve Rijikaard her zaman olduğu gibi Elano'yu tercih etti. Beni tek rahatsız eden nokta Arda'nın dokunulmazlığı varmışcasına her maç en az 85dk sahada kalması. Hele hele dünkü zeminde,Arda boşa çırpınırken Elano'yu çıkarmak garip kaçtı.Neyse ki gizli golcümüz Sarp yine Capone'yi andıran şekilde unutturup attı golünü de ahlar vahlar ile geçirmiyoruz haftamızı.

22 Ocak 2010 Cuma

Kesişen Yollar

http://kupabizim.blogspot.com'dan alıntıdır...



Harry Kewell & Milan Baros : 2003-2005, Liverpool
Harry Kewell & Lucas Neill & Neeskens : Avustralya Milli Takımı
Kader Keita & Milan Baros : 2007-2008, Lyon
Elano Blumer & Jo : Brezilya Milli Takımı
Elano Blumer & Jo : 2008-2009, Manchester City
Nonda & Lucas Neill : 2006-2007, Blackburn Rovers
Lucas Neill & Jo : 2009-2010, Everton
Arda Turan & Caner Erkin & Hakan Balta : 2005-2006, Manisaspor
Hakan Balta & Caner Erkin : 2004-2007, Manisaspor
Caner Erkin & Ufuk Ceylan & Hakan Balta : 2006-2007,Manisaspor
Caner Erkin & Jo : 2007-2008,CSKA

İçimizde bir ukte



İzleyemedik hep içimizde kaldı, geri dönecek bir gün dedik ama olmadı. Devre arası ısınmaya çıksa şaşırır hale geldik, buna rağmen belki de hiçbir futbolcumuza yapmadığımız jestleri yaptık ona, hiçbir ödemesi eksik değildi , ne de olsa dönecekti bir gün, toparlayacaktı orta sahamızı…

Olmadı, bugün tek taraflı(!) fesih haberi geldi. Linderoth 2 senedir aldığı paralara doyamamış olacak ki çatır çatır tazminatını da alıp döndü ülkesine. Biz duygusal milletiz, asıp keseceğiz adamı artık ama umrunda olurmu ki Linderoth’un. Hakkı olduğunu düşündüğü parayı koyup cebine gidiyor. Biz ise hala 2 sene önce olduğumuz yerdeyiz, İngiltere’de orta saha peşinde…

Yok Artık Lebram Jo!!!!

Evet Jo Galatasaray'ımızda hemde yine inanılmaz bir In Haldunel We Trust prodüksüyonuyla...



Öncelikle yeni aslanımıza hoş geldin ve vurduğun gol ola diyoruz. Şimdi de basında geçen transfer ücretlerini aktarıyorum. Eğer doğruysa kız istemeye ve bilumum her türlü isteme işlerinde Haldun ağabeyi çağırmak farz oldu. 2 sene kadar önce Cska'dan 24m euro gibi bir fiyatla M.City'e gelen Jo'yu sezon sonuna kadar satın alma opsiyonuyla kiraladık. Söylenenlere göre kira süresince Jo'nun ücretinin 1/4 ünü Galatasaray, 3/4 ünüde M.City verecekmiş. Artık Haldun ağabeyimiz Araplara karşı Halifelik otoritemizi mi kullandı bilemem. Üstelik satın alma opsiyonuda 7.5-8m euro arasındaymış. Bu para Sercanlar, Topuzlar, Gökhanlar, Tabatalar ve İsmailler için veriliyorsa Jo için çerez parasıdır, son damlasına kadar helal olasıdır. Tabi işimize gelirse bu parayı veririz, baktık olmuyor hadi eyvallah der geçeriz attığı golleri kar sayarız, yaz aylarında Haldun ağabeyden bombaları bekleriz...

17 Ocak 2010 Pazar

Liseci



Cem Yılmaz'ın tabiriyle, bu insanlarla aynı oksijeni soluyoruz, ama içeride nasıl bir etki yapıyorsa artık;

''Yakında amigo takımı oy kullanma hakkı elde ederse şaşırmayın. Böyle bir şey olursa da artık kongrelerimizde kavgalar olur ve silahlar çekilir. Sizlerde seyredersiniz. Burası yol geçen hanı değil, benden uyarması. Bu yol tehlikeli bir yol. Birileri çıkıyor ve paralarını yatırdığı insanları üye yapıyor. Bu deliği tıkamak lazım."

Bunu diyen bunu da diyor;

"Yozlaşmış, zorbalığın egemen olduğu genel kurullara gideriz. Maçlarda bağırmasından büyük zevk duyduğum tribündeki arkadaşlarımızın Galatasaray Kulübü üyesi olmalarını istemem. Galatasaray’ın bir seviyesi var. Kalitesini bozarsınız. Bu deliği tıkamak lazım. Bu laubaliliği yapmasınlar. Bir tek kişi dahi tüzüğün öngörmediği şekilde kulübe üye olmasın."

Mükerrem Taşçıoğlu
Galatasaray Divan Kurulu Toplantısında konuşurken...

Galatasaray'ı çok sevdiğini söyleyen,diğerlerini ötekileştiren,hor gören insanlar mıdır bu kulübün gerçek sahipleri, yoksa minibüsü bile lüks belleyip,oradan arttırdığı paralarla maça gelenler,sene başında anne,babasına yalvarıp,kavgalar edip kombine alabilmek için izin koparan gençler midir.Bu açıklamaları gördükçe öyle hüzünleniyor ki insan,senin kaliten batsın.Ali Sami Yen görse ne derdi acaba ? 20 milyon insana ulaşmak mı, 5 bin insanın oyuncağı olmak mı?

Dip Not: Adnan Polat'ın Yılmaz Tutuş, ya da Sebahattin Şirin'in parasını ödeyip kulübe üye yapması,böylece oy potansiyeli yaratmasını düşünmek bile komik zaten... Mükerrem Bey; bunun gerçekleşmeyeceğini, Adnan Polat gibi bir insanın buna tenezzül etmeyeceğini, ihtiyacı da olmadığını bile bile söylüyor bunları.Komik olan da bu zaten...

16 Ocak 2010 Cumartesi

Yenilmez Armada




Gsmobile'a gelen bilgilendirme mesajlarında haftalardır tüm branşlarımız galip geliyor yada bana sadece galibiyet mesajları geliyor heralde:) netten takip etmedim ayrıyetten...

Yorumsuz:))

Pes artık Baros!

Türk doktorlara güvenmedi
İstanbul’da yapılan tedavisi olumlu sonuç veren ve kırılan ayak tarak kemikleri kaynayan Milan Baros, Antalya kampında 4 Ocak’ta fizyoterapist eşliğinde çalışmalara başladı. Daha sonra ayağında ağrı hissettiğini belirtince Antalya kampının bitiminden iki gün önce tedavi olması için İstanbul’a gönderilen Milan Baros, Türk doktorlara güvenmeyince soluğu Çek Cumhuriyeti’nde aldı. Ülkesinde menajeri ile buluşan Baros, hiç vakit geçirmeden Bayern Münih’in dünyaca ünlü doktoru Müller-Wohlfahrt’tan randevu aldı.

Dönüş sürecini uzattı
Münih’te Çek futbolcuyu kontrol eden Müller-Wohlfahrt, üçüncü ve dördüncü ayak tarak kemiğinde iyileşme olduğunu belirtirken, “Bir darbe daha alırsan kırılmaması için platin takalım” önerisinde bulundu. Durumu sarı kırmızılı yönetime bildirip, “Ben ameliyat oluyorum” diyen Milan Baros, bıçak altına yattı. İyileşen ayağına platin taktırınca dönüş sürecini de 1.5 ay uzatmış oldu.
Parasını tıkır tıkır aldı
MİLAN Baros, “yeniden sakatlanırım” korkusuyla Galatasaray için fedakarlık yapmaktan kaçındı. Oysa sarı kırmızılı kulüp, F.Bahçe derbisinden sonra oynayamacağını hesapladığı 11 maçın ücretini hesabına
yatırarak Çek golcüye büyük bir jest yapmıştı. Sarı kırmızılı kulüpten yıllık 2 milyon Euro garanti para ve maç başı 8 bin Euro alan Baros, forma giymediği halde 88 bin Euro’luk ücrete hak kazanmıştı. Yönetimin, sahalara dönüşü geciken Çek futbolcunun fazladan kaçıracağı maçların primini ödeyip ödemeyeceği ise merak konusu.
Yerli futbolcu bunu yapar mıydı?
BAROS’un “Bir darbe daha alırsam yeniden sakatlanırım” korkusuyla kaynayan üçüncü ve dördüncü ayak tarak kemiklerine platin taktırması iki soruyu da beraberinde getirdi. 1-Ya o darbe 2. kemiğe gelirse, platin ayağını korur mu? 2-Aynı durum bir Türk futbolcunun başına gelse aynı şekilde yapar mıydı?
İKİ GÖRÜŞ
HAKAN ÜNSAL: Gereksiz bir ameliyat
Özellikle Atletico Madrid gibi önemli maçların olduğu dönemde Baros’un operasyonunu çok doğru bir davranış olarak görmüyorum. Aynı pozisyonda Servet ya da Arda olsa kesinlikle ameliyat olmayacakları gibi, diğer Türk oyuncular üzerinde bile “Önemli değil, oyna” diyerek baskı kurarlardı.
İLKER YASİN: Çok üzüntü verici
GALATASARAY, Milan Baros’un tedavisini yaptıramıyorsa ya da doğru yerlere yönlendiremiyorsa bu üzüntü verici bir durum. Ayağı iyileştikten sonra platin taktırmasını doğru bulmuyorum. Bu, futbolcu açısından da olumsuz, traji komik bir durum.

Yorum bekleyenler buraya tık...

15 Ocak 2010 Cuma

aNakONDA



Tuğrul yine giydirince Nonda’ya artık farz oldu bu adam hakkında yazmak (: Her forvetimiz Baros değil yıpratsın,didinsin,yorsun rakip defansı, her forvetimiz Jardel değil %100 golle bitirsin her pozisyonu, her forvetimiz Hakan Şükür değil liderlik etsin, sağdan solan gelen her topu soksun içeri kafasıyla… Anlamak lazım artık bu adam da Nonda, ağır sakatlıklar geçiren eski kraldan geriye bu kaldı…
Zaten öldürücü koşular yapacak,yırtıcı, patlayıcı tarzda bir oyuncu olmadı hiçbir zaman… Kariyerinde de neredeyse 2 maçına 1 gol düşüyor, Galatasaray’da da bundan farklı bir şey yapmadı. Takımda hiçbir dönemde adı kağıda ilk olarak yazılan oyunculardan olmadı, o da bundan şikayetçi değil ki...




Yabancı dediğimiz adamlar futbolumuza birşeyler katmalı, illaki süper kariyerli olmalı masalına inanmıyorum, buna da en güzel cevabı Ernst verdi aslında geçen sezon… Nonda’da takıma derinlik katması, uyumlu oluşu, yedek kalmayı sorun etmemesi gibi şu anda bize gereken özellikleri bünyesinde barındırıyor. Ben zaten hiçbir zaman sürekli ilk 11 çıkacak bir oyuncu olarak görmüyorum kendisini ki Rijikaard’da bunu gösterdi Baros’un sakatlığından sonra…

Daha önce de söylediğim gibi zaten bu kadar ağır sakatlıklar geçirmiş olduğu için kariyeri bu yönde gelişen isimlerden, bunu göre göre de sürekli bu açıdan eleştirmek de acımasızca geliyor…
Sonuç olarak aldığı ücrete göre yaptığı işi tartışabiliriz, kulübe de durmak için fazla pahalı diyebiliriz, bu nedenle sözleşmeyi de uzatmayabiliriz, ancak biraz da hakkını teslim etmeliyiz bence. Boş kaleye gol atmak basit bir iştir tabi ki ama önemli olan orada bulunabilmektir…

Forvet (!)



Fenerbahçe efsane forvet hattına sahip artık… Daniel ‘atamadım’ Guiza’nın yanında Gökhan Ünal var…Çok sevinçliyim artık kapımızdan girme ihtimalı kalmadı,bir o kadar da şaşkınım hala 3.5 milyon dolar+Burak Yılmaz edecek kadar değerliymiş meğer….

PEKtemek



Fena golcü değil be cüzi bir rakama gelirse hayır denmez. Hiç yoktan golleri Nonda gibi boş kaleye değil vuruş stili iyi bir topçu.

Sensizlik!!!


Sensiz 6 hafta yıllar gelir be bize Baros...

Ulan tıp okuyup kulübe doktor olasım var nasıl insansınız siz? Adnan Polat'la birlikte kulüpte herşey düzeldi ama bir sağlık ekibi kaldı. Adam 3 aydır tedavi görüyor Almanya'ya gidince ameliyat olması gerektiği anlaşılıyor ve 6 hafta daha sahalarda göremeyeceğiz kendisini malasef. Elin Holoskosu iyileşti yedek kadroya giriyor bizim ki hala tedavi edilemedi. Acaba Linderoth ve Emre Güngör'de de suçlu bunlar mı diye düşünmeden geçemiyor insan. Çünkü hiç bir kulüpte bizim ki kadar uzun süreli sakatlıklar yaşanmıyor. Valla ben google'dan araştırıp tedavi etsem daha kısa sürer heralde:)

14 Ocak 2010 Perşembe

Lucas Neill Galatasaray'da



Şu adamı sene başında alsak ne olurdu ki, hatta geçen senenin ortasında... Defansta kriz yaşayıp o bölgede Kewell'ı, H.Balta'yı,M.Topal'ı,Linderoth'u denemek zorunda kalırmıydık acaba...Transferde en sevindirici gelişmeyse artık Kewell'ı elde tutmak için çok sağlam bir kozumuzun oluşu...

Sonuçta sağ bek ya da stoper olarak oynayabilecek, ayağı sağlam top yapan bir stoperimiz oldu sonunda, gerçi Meira içinde aynı cümleleri kurmuştuk, inşallah bu kez yanılmayız, hayırlı olsun

13 Ocak 2010 Çarşamba

Eyvallah Unicaja

Efes güç bela da olsa son 16'ya kalmayı başardı.. Biz onların sürekli Top16'ya kalan ama hiçbir zaman gerisini getiremeyen (hatta bunu rekor haline getiren) özelliğini seviyoruz. Neyse ki bizim beceremediğimiz işi Unicaja Malaga becerdi de mutlu olduk. Zira Efes Pilsen'e son zamanlarda hiç olmadığı kadar yazık olurdu herhalde bu kadroyla annesinin ligine dönmek... Artık beklentiler bu kadar azalmışken belki bu sene yaparlar bir sürpriz... Neden olmasın ?

10 Ocak 2010 Pazar

EN BÜYÜK KAPTAN

Çoğuna göre en Galatasaray'lı futbolcu Metin Oktay'dır anlatılanlara göre ve benimde bir itirazım olamaz. Ancak günümüze gelince çok tartışılır bu konu Hakan'mı Bülent'mi diye? Bana göre sabaha kadar Bülent, sonsuza kadar Bülent... Büyük Kaptan takımımızın başına geçince ne kadar sevinmiştim anlatamam ama zamanı değildi olmadı... Zamanı gelince bizle büyük başarılara imza atacağındanda eminim. Beni tek üzen şey başka takımlarda antrenörlük yaparken bize attığın gollerde abartılı sevincindi onuda kazanma hırsına yılmayan azmine bağlıyorum takılmamak lazım diyorum.
Ama sen ki takımdan koptuktan sonra hatta antrenörlükten kovulduktan sonra tek bir laf etmedin ya başımızın tacısın. Bizi diğer sözde kahramanlarımız gibi yerden yere vurmadın takım sırlarımızı dökersem ortalık karışır demedin ya gözümüzün nurusun. Seni anlatmaya kelimeler yetmez video zaten herşeyi anlatıyor. Senin için üşenmedim ligtv sitesinden indirip buraya yükledim değerin daha da anlaşılsın diye. Çok yaşa sen BÜYÜK KAPTAN...


8 Ocak 2010 Cuma

Şark Kurnazı



Son günlerde başımız bu adamlarla dertte. Gerçi son günlerde değil anlamadığım şekilde Kayseri bize karşı hep böyle tabi bir bize kazığı atamadılar. Neyse konumuz Ali Turan her türlü baskılara rağmen Kayseri yönetimine karşı dik bir duruş sergiliyor. Onu yıldırmak ve piyasayıda karıştırmak için yanlarına bir de yandaş bulmuşlar...



Evet sayın İ.Melih Gökçek ve yancısı Ahmet Gökçek Kayseri'nin yardımına koşanlar. Neymiş Ali Turan'a taliplermiş. Adam hadi bize gelmeyi geçtim kayseriyi bırakıp size gelir mi çocuk mu kandırıyorsunuz siz. İyi alıştınız mehmetleri gökhanları gazlamaya biri elinizden kaçtı mı napcağınızı şaşırdınız. Ama bu sefer baltayı sağlam taşa vurdunuz hayırlısı...

Gelelim Sercan'a... Menejeri Sercan'ın dedesinin cenazesinde bile transfer konuştu ve Cuma yani bugün transfer olmazsa Sercan Bursa'da kalacak dedi. Bence bu transfer olmaz gibi. Beşiktaş'ın Batuhan+Serdar+5m luk bir teklifi varsa ve bu kabul edilmediyse Sercan'la size ömür boyu başarılar dilemekten başka çaremiz yok. Çocuğada yazık olcak ama napalım çok istiyorsa Ali gibi Ufuk gibi kulübünü karşısına almayı bilecek. İnşallah imkanlar zorlanıp alınır bu çocuk Galatasaray'lı olduğunuda açıkca deklare etti. Sonu m.topuza benzemez inşallah...

7 Ocak 2010 Perşembe

Hürriyet'e bir milyonuncu kapak




Bugün Ercan'ın çiftliğinde haber çıkmış; bizler de forumlardan,sitelerden okuyoruz... Önce şu mükemmel habere bir göz atalım isterseniz;

Yasemin Akduman Pelosi, hurriyet.com.tr adına FIFA'nın ödül töreninde tanıştığı Barcelonalı Messi'ye 0034634......... nolu cep telefonundan ulaştı..
Ve ona ''Türkiye'de seni Galatasaraylı Arda Turan ile kıyaslıyorlar.. Spor adamları ikiye bölünmüş durumda. Bu konuda sen ne düşünüyorsun?'' diye sordu..

Ünlü yıldızın bu konuda gülerek verdiği ilk cevap ''Gerçekten mi?'' demek oluyor ve devam ediyor;

-''Açık söyleyeyim Arda'yı tanımıyorum.. Türk Milli Takımı hakkında fazla bir bilgim yok. Sadece Güiza'nın Türkiye'de oynadığını biliyorum. Bir de Manchester United'e 3 gol atan Tuncay vardı, onu biliyorum.. Ben bu konuda birşey söylemek istemem. Herkes sahada kimin ne olduğunu
görüyor..''

Yasemin Akduman Pelosi, biraz daha üsteliyor, biraz daha ünlü yıldızın ağzından laf almaya çalışıyor ama Messi, Arda hakkında fazla bir şey söylemek istemiyor..

Ve Türkiye'de ''Arda mı, Messi mi?'' tartışması bir süre daha spor gündemini meşgul edecek gibi gözüküyor..

Söylenecek söz var mı bunun üstüne bilemiyorum, 10 yaşında çocuğa gösterseniz kahkahalarla güleceği cinsten bir haber. Zaten işin özüne dönersek Galatasaray'lı olup da Ardayla Messi'yi kıyaslayan kimse de yok ortada.Futbolu bilen hiçbir insan da bu kıyasa girmez zaten, bunu yapan tek kişi Hıncal Uluç(!)düşünün olayın futbolla ilgisini..

Haberin içeriğine dönelim isterseniz, Messi yıllarca karşılıklı oynadığı gol krallığında 2.olmuş bir Nihat'ı tanımazken sırf bir hat-trick ile Tuncay'ı tanıyabiliyor..Haberin ne kadar uydurma ve aptalca olduğunu söylemek için aslında bir açıklama yapmama bile gerek yok. Neyseki haber7.com'un kısacık geriye dönük bir araştırmasıyla hürriyet sonuna kadar hak ettiği kapağına da kavuşmuş oluyor..

Haber 25 Mart 2009'da Galip Öztürk'ün bizzat Messi ile yaptığı röportajdan;



Messi'nin Galatasaray ve Fenerbahçe için de söylediği birer cümle vardı. Genç yıldız, Fenerbahçe için, "Geçen yıl Inter'i yendikleri maçın özetini izlemiştim. Roberto Carlos ve Güiza'nın F.Bahçe'de oynadığını biliyorum" diye konuştu. Messi, Galatasaray'a dair de şu yorumu yaptı: "UEFA Kupası'nı aldıklarını biliyorum. Bu önemli bir başarı."

ARDA BENİM TAKIMIMDA HEP VAR

Messi, Türkiye'de en çok beğendiği yıldızın Arda Turan olduğunu söyledi. Genç futbolcu, "Şüphesiz Arda. Hem Galatasaray'da hem de milli takımda birkaç kez izledim. Çok yetenekli bir yıldız olduğunu düşünüyorum. Avrupa'da birçok takımın onu istediğini okudum ve duydum. Haksız değiller. Play Station'da futbol oynarken onu takımıma muhakkak alıyorum. Yaşıtlarım arasında yıldız diyebileceğim birkaç isimden biri. İspanya Ligi'nde olmasını isterim. La Liga birçok yetenekli oyuncunun forma giydiği bir lig ve Arda da burada oynamayı fazlasıyla hak ediyor" ifadesini kullandı.


Yazdıklarımın hiçbirisi aman Messi bizi tanıyor Arda'yı seviyor amaçlı değil... Türkiye'nin Türk futbolunun bu basit işlere girmesine en çok karşı çıkanlardan birisi benim zaten, ancak göz göre göre yalan haber yapmak, sırf gündeme göre haber uydurmak, bunu da planlı, programlı şekilde sadece Galatasaray ve Arda odaklı yapmak ancak hürriyete ve ercana yakışırdı.. Kendilerini tebrik ediyorum tekrar

6 Ocak 2010 Çarşamba

Gerizekalı olmak



Çok severdim Arenas'ı, onunla ilgili böyle ağır bir başlık kullanmayı da düşünmezdim ancak bu yaptığının başka bir açıklaması yok.. 2 sene insanlar sakatlıktan sağ salim dönsün diye dua etmişken ve yavaş yavaş kendini tekrar göstermeye başlamışken, bu tip olaylara girmenin ve özür dilemek yerine hala bu olayla dalga geçiyor olmanın başka bir açıklaması olamaz...

Haber nba.com'dan taze

Arenas suspended indefinitely without pay... NBA commissioner David Stern indefinitely suspended Gilbert Arenas without pay Wednesday, saying the Washington Wizards guard is "not currently fit to take the court." Stern also warned that Arenas' conduct will "ultimately result in a substantial suspension, and perhaps worse."

Olayı bilmeyenler için ufak bir özet geçmek gerekirse; Arenas ile takım akadaşı Javaris Crittenton arasında kumar borcu olduğu söylenen bir borç yüzünden tartışma çıkıyor... Crittenton Arenas'ın ona olan borcunu ödememesinden şikayetçi,hadise bir antreman sonrası soyunma odasında Arenas'ın yanında getirdiği silah ile takım arkadaşını tehdit etmesine kadar varıyor. Tüm bu yaşananlar yaklaşık 15 gün sonra basına yansıdı ve buralara kadar geldi. Arenas'ın başı sadece takımıyla ya da NBA yönetimiyle değil polisle de dertte.. Şimdilik alınan önlem NBA'den süresisz men edilmesi, adam böyle suçlanırken maç öncesi yukarıda fotoğrafta gördüğünüz gibi şen şakrak olabiliyormuş. Ancak men olayının üzerine ne diyeceğini de merakla bekliyoruz...

Gerçeğini istiyoruz !

Antalya



Galatasaray'dan uzak geçen günlerin ardından, neyse ki kamp falan derken tekrar ısınmaya başlıyoruz. Futbol İngiltere'de İspanya'da da tam gaz devam etti; izledik tabi ki ama hiçbir şey kendi takımınızı izlemenin yerini tutmuyor...

Antalya kampı başladı, son yılların en olumlu kamp dönemi budur tartışmasız. Basın ne kadar uğraşırsa uğraşsın çıkarabildikleri tek malzeme; Rijikaard Linderoth'a küsmüş, Kewell Fener'e göz kırptı gibi haberler... Geçen sene Lincoln faciasını da düşündükten sonra herşeyin bahar havasında gittiği söylenebilir. İş ahlakı yüksek, çalışkan oyunculara ülkece hasret olduğumuzdan tüm yabancıların rötarsız kampa katılmalarını da hayretle izliyoruz.



Elano'nun takıma uyum sağlamasında Kewell baş rolde bu belli oldu. Yedikleri içtikleri ayrı gitmez haldeler kamptaki genel resme bakarsak. Kewell'ın saha dışında takıma kattıkları arasında sayılabilir bu da tabi... Umarız en kısa zaman da transfer işi de halledilir de G.Antep maçına kadar kupa maçları ile yeni transferleri takıma adapte etme fırsatı kaçmaz...