Özel Arama

20 Nisan 2009 Pazartesi

NBA Play-Off Tahminleri


Bu sene çok fazla takip etmesemde her genç gibi bende bir tahmin yapayım dedim. Bakalım ne kadar rezil olacağım tahminlerimde.. Sıcak sıcak tahminlerim şöyle ; 

Lakers: 4        Utah Jazz :1 

Portland:4       Houston: 3 (En fazla da bu seri için sallıyorum. Portland hakkında 1gr bilgim yok :D)

San Antonio:4  Dallas: 3  (Fazlasıyla duygusal bir tahmin)

Denver:4         New Orleans: 2      

Cleveland: 4     Detroit:1  

Atlanta:3         Miami:4

Orlando:4        76'ers: 2

Boston:4         Chicago:1 

İzleyelim görelim....

PFDK Ceza(!)'ları

Lugano: 5 Maç       Emre: 2 Maç
Volkan:  3 Maç       Sabri: 2 Maç
Semih :  3 Maç       Arda: 3 Maç  

Evet cezalar açıklandı... Basın yine her zamanki lafları söylüyor... Rekor cezalar!  Acaba gerçekte öylemi, gerçekten bu cezalar rekormu ve caydırıcılığı var mı? Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim cevap kesinlikle hayır. Öncelikle özeleştri anlamında kendi takımımın oyuncularından başlarsam ; Arda'nın cezası normaldir hatta daha fazla bile olabilirdi. Olaylarla hiçbir ilgisi yokken oraya gelip olayların daha da büyümesine neden olması affedilemez. Hele hele resmen dayak yiyen Emre Aşık bile birşey yapmamışken Arda'nın gelip oraları karıştırması olayların fitilini ateşledi. Emre Aşık ve Sabri bu cezaları adları çıktığı için aldılar orası kesin.. Emre Aşık kırmızı görüp üstüne 2 maç ceza alacağını bilse sakin sakin dururmuydu acaba, yoksa o da Lugano'ya bir kafa atıp 5 maçlık ceza(!) sınımı çekerdi. Sabri belkide en sakin derbilerinden birini oynuyordu. Döndürüp döndürüp gösterilen 2 pozisyon var.1.sinde kapalı önünde taç çizgisi kenarında Emre ile ikili mücadelesi ve onu kaldırmak isterken azarlanması. Diğeride pozisyon geçipte görev yerine dönerken bir anda hışımla geri dönerek EuroBelözoğlu'nun boğazına yapışması.. Televizyonda şöyle bir baksanız bile Euro'nun küfrederek öldürürüm seni dediğini çok rahat dudaklarından okuyabiliyorsunuz.. Buna rağmen böyle bir ortamda bile Sabri suçlu duruma düştü hem de son olaylarda esamesi bile okunmazken, ancak dedik ya adı çıkmış bir kere.. Fenerbahçe cephesinde ise Semih kurban oldu orası kesin. Ancak yine de kavgadan arkadaşını çekip almak öylemi olmalı orası bir muamma, ancak iyi niyetinden kimsenin şüphesi yokken kalkıp bi sizden bi onlardan olsun mantığıyla ona da 3 maç ceza vermek ne vicdana ne mantığa sığar.  Lugano ise kendisine yakışanı yaparak yine olay çıkararak ve hayretki ne hayret kırmızı kart görerek tamamladığı maç sonunda tartışılmayacak şekilde 5 maç ceza aldı ve tatiline çıktı. Fenerbahçeyle'de anlaşmadığına göre artık rahatca İtalya'ya gidip her klüple görüşme yapabilir. 
Son paragrafı ise Volkan'a ayırmak gerek. Volkan Sami Yen'de tarihinde belki de en az küfür yiyerek hatta küfür yemeyerek bir 90 dakikayı tamamlayacaktıki içi rahat etmedi ve uzatma anlarında sahneye çıktı.. Tribünler kavgaya bakmaya, olayları anlamaya çalışırken kasık ağrıları tutan Volkan ne hikmetse önce kapalıya sonra da eski açık tribüne dönerek şovunu yaptı. Çoğu kişi farkında bile değildi olanların tüm stad kapalıdan bir anda 100 kişi prefabrik çatıya çıkıpta çatı yamulduğunda olanları anladı. Volkan'da naptığını anlayacak ve kişisel şovunu kasık ağrılarından ötürü yaptığı masum açma germe çalışmalarına dönüştürecekti. Olan olmuştu  Pascal Nouma'yı bu ülkeden kovan federasyonlar yöneticiler basın bakalım neler diyecekti.. Ama o da ne Volkan masum seyirci suçluydu.. Evet aynen böyleydi basına göre olaylar..Sorumsuz seyirciler ya alttakileri öldürseydi o zaman ne olurdu. Acaba o insanları bir anda o çatıya fırlatan oranın yamulmasını bile gözleri görmeyecek kadar delirten şey neydi. Bunu bile düşünemeden düşünmeden Volkan'a sadece 3 maç ceza verdiler. O da tahkimden biyerden döner en kritik zamanda geri görevinin başına döner Volkan.Yaptıklarıda yanına kar kalır.  Burası Türkiye illa o çatı çökmeli ve birşeyler olmalıydı kimin masum kimin suçlu olduğunu.. Neyse şükür ki kimseye birşey olmadı, biz suçlu olmaya razı olalım  

I am back :)

   Bakıyorumda çok zaman olmuş burayı bırakalı.. Kendinden başka kimsenin girmediğini bilsende birşeyler yazmak gerek bazen... En son buraya yazıpta takımı bıraktığımızda UEFA'da gruplardan çıkmanın zafer sarhoşluğu varmış, futbolumuzunda zirvede olduğu dönemler..5 ayda bir takım nasıl bu kadar değişebilir ders diye okutulur insanlara. Önce ligde büyük yara alındı arkasından UEFA'ya inanılmaz bir şekilde veda edildi. Sonra tekrar lige dönelim dedik onu da beceremedik.. Bu satırları yazdığımda neyse ki süper fikstür sayesinde tekrar potaya girebilme ümidi doğdu da artık sene sonuna kadar en azından İnönü'ye kadar  bu umutlarımızı koruyabiliyoruz. Bu takım 5 ayda Beşiktaş maçındaki Hertha maçındaki o halinden buraya nasıl geldi, nacizane görüşlerim aklıma gelenler şunlar ; 

==> Takım belli ki devre arası çok ciddiyetsiz çalışmış. Antalya'ya kondisyonu arttırmak,güçlenmek vs için değil gerçek anlamda tatile gidilmiş. 

==> Burada da son yazımda biraz bahsetmiştim. Az çok Galatasaray'daki yerli futbolcuların yapısını huyunu suyunu bildiğimden kaptanlık olayından bahsetmiş ve Lincoln'ün kaptanlığı uzun tutulmamalı demiştim. Kaptanlık meselesi bir jest olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşünce ve Lincoln lig maçlarınada kaptan çıkınca yerliler arası huzursuzluk başgösterdi. Bu olaylar yok yere takım içinde kamplaşmaya sebep oldu

==> Sene  başından beri, hatta bir kaç seneden beri illallah dedirten sakatlıklar yine canımızı yaktı. Sene başından beri istikrarlı şekilde oynayabilen kişi sayısı bir elin parmağını bile bulmadı,haliyle kadroda istiktar da bir türlü sağlanamadı.

Bu üç ana sebepten ötürü ocakta tatile çıkan takımla şubat ortasında geri gelen takım arası dağlar kadar bir fark oluştu ve kısa sürede tüm hedefler bir bir elden gitti. Son halka da Ali Sami Yen'de Kocaelispordan 5 yememiz oldu ve Skibbe ile de yollar ayrıldı. Skibbe varken çok eleştriyorduk, 70'den önce adam değiştirmezmi bu adam, yaptığı değişikliklerde hep aynı zaten vs vs diyorduk ancak onu da arayacağımızı bilemezdik. Skibbe gitti ve Büyük Kaptan Bülent Korkmaz geldi. O günlerde sevindik bir değişiklik iyi gelebilirdi takıma Skibbe'yle de gitmiyordu en de olsa işler. Ancak Bülent Hoca yanında Kayseri Erciyesspor zihniyetini de getirince herkes hayal kırıklığına uğradı. Şimdilik  işler iyi değil ancak Rıdvan Dilmen'inde dediği gibi Galatasaray istemesede fikstürü onu zorla yarışın içine sokuyor.. Bakalım ilerleyen günlerde istikrar sağlanıp tekrar şampiyonluk potasına girebilecekmiyiz. Bu zihniyetle zor ancak 1-0 olsun bizim olsun mantığı tutarsa Baros yakaladığını atarsa neden olmasın?