Özel Arama

26 Mayıs 2009 Salı

Zihniyet



Yukarıdaki fotoğrafa dikkat.Facebook'dan alıntıladım ve bazı Beşiktaşlılardaki zihnyetin ne hale geldiğinin herhalde ispatlarından biri olsa gerek.Bu arada yorumu yapan kişinin bir bayan oluşu olayı belki de daha ilginç kılıyor...

Galatasaraylı bir arkadaşım Facebook'ta meşhur 8-0 'lık maçı paylaşmış ve dalga geçiyor aklınca, tabi buna tepki gösterebilirsiniz istediğinizi diyebilirsiniz buraya kadar anormal olan birşey yok, anormal olan tepki cümleciklerinde yazanlar. Çarşı sizin bitarafınıza birşey yapar, evet ortada bir futbol takımı var olay tamamen futbolla ilgili, ancak eylemi gerçekleştirecek olan çarşıspor... Bu olayın yazılanların Beşiktaş'ın Galatasaray'ı yenmesinden 2 gün sonra gerçekleştiğini ise hiç söylemiyorum bile.. Çok zor değil biz gider 8 yeriz yeniliriz ama  gelir koyarız size gibisinden birşey yazmak ancak yazanın aklına futbol takımı gelmiyor ki, Beşiktaş değil sanki desteklediği... Önce çarşı demek geliyor aklına çarşı koyar size demek geliyor. Bu benim yıllardır Beşiktaş'lı arkadaşlarıma anlatmak istediklerimi özetleyen güzel bir örnek olarak karşıma çıktı ve paylaşmak istedim. Bu zihniyetleri reklam yapma sevdaları ve herşeyden önemlisi tribün grubunu takımın önüne geçirme hevesleri sürdüğü sürece Beşiktaş daha çok yara alır ama bunun farkında bile olmamaları üzücü




23 Mayıs 2009 Cumartesi

Orlando-Cleveland Konferans Finali 2.maç


Henüz maç bitmeden bu yazıya başlamak istedim ancak skor yazarlarının yaptığı gibi sonuca göre yazdığım kısımları duruma göre değiştirmek için değil, gerçekten skor ne olursa olsun Orlando'nun gösterdiği şu mücadelenin hakkını vermek için....

Daha öncede söylemiştim, sene içinde pek fazla takip etmedim NBA'i, sadece skorları ve sıralamaları gün gün inceliyordum. Cleveland açık ara önde götürdü koca ligi, Lebron'un etkisi büyüktü tabi ancak tek bir adamla açıklanamazdı bu mutlaka yan parçalarda onları müthiş bir takım yapıyordu. Takım rahatça konferans finaline geldi, daha önce de bahsettiğim bir ilk maç oynadılar Orlando ile. Bu muydu dedim o Cleveland, o kadar methedilen ligi domine eden takım. Aslında Play Off finallerinde kalkıp rakibine 30 sayı fark atmasını beklemek zaten abes olur ancak maç öncesi yorumları okuduğumda Orlando o kadar hafife alınıyor ve 4-0 'dan falan bahsediliyorduki ilk maçtan sonra haliyle bunları düşünmem anlaşılabilir olacaktır herhalde. Bugünse şu anda 2.maçın son dakikaları ve maç yine başabaş. Kusursuz denen takım, süpürülür denen takım karşısında 2 maçtır kendi sahasında ecel terleri döküyor. Hem de farkı bir maçta 16 sayıya bir maçta 23 sayıya kadar çıkarmışken. Tecrübe desek Orlando'dan çok daha tecrübeli Cleveland oyuncuları, bu başka birşey bana göre... Tamamen konsantrasyonla ilgili,inançla ilgili,işinin hakkını vermekle ilgili... O nedenle ayakta alkışlıyorum Orlando'yu...

Yazının bu kısmına ulaştığımda Hedo üçlüğü soktu ve maçı beraberliğe getirdi, 14 saniye var son hücum Orlando'da hadi bakalım......

İnanılmaz... Önce Hidayet 1 saniye kala öne geçirdi takımını ve ona cevap imkansız bir üçlükle Lebron James'ten... Seri bitebilecekken yeniden başlıyor, adeta kahramanlığı Hidayetten çaldı bu gece Lebron.. İnşallah kendi evinde seri 2 galibiyetle bitirecektir bu işi, yeterki bu inanç ve gayretleri devam etsin Orlando'nun... Yazıyı bitirmeden Lewis ve Pietrus'tan bahsetmeden geçmek olmaz, gözler Hedo ve Howard'ın üzerinde olsa da en az onlar kadar pay sahibi yapılanlarda bu ikili. Pietrus Lebrona yaptığı süper savunmalar ve kritik anlarda soktuğu şutlarla çok büyük saygıyı hakediyor bu seride...






22 Mayıs 2009 Cuma

Konferans finalleri


Uzun zamandır boşladım burayı da... Aslında tembellik ettiğimden ya da okulda final dönemi oluşundan değil çünkü normal zamanın aksine NBA'i bu sene hiç takip etmediğim kadar sıkı izliyorum Play-Off'larda.. Şimdilik işler iyi gibi hatta rüya gibi de denebilir benim için. Desteklediğim iki takım kendi konferansında finalde ve ikisi de 4-0 elenirler süpürülürler yorumları altında birer gün arayla tüm bu yorum sahiplerine tokat gibi cevap verdiler. Şimdiye kadarki maç için gözlemlerimi özetlemeye çalışacağım




Denver-LA Lakers: Şimdiye kadarki 2 maçı da izleme imkanına sahip oldum, ancak sabretmeyi başardım desem daha doğru bir ifade olur. İki maçta da inanılmaz fazla sayıda faul düdüğü olduğu, Play-Off larda 20 saniyelik molaların bile anlamsız şekilde 5 dakika sürdüğü ve batı yakasının otomatik olarak 1 saatlik ekstra saat farkından ötürü maçlar genellikle 7 gibi bitti. Allahtan zevkli, çekişmeli maçlar izledikte pişman olmadık. Seriye dönersek Lakers'lı oyuncularda küçük dağları biz yarattık havasını gözlemlememek imkansız, ya da ben bu herifleri sevmediğimden(Odom,Gasol,Fischer ya da kısacası Kobe hariç diğerleri :D ) yaptıkları herşey gözüme öyle görünüyor. İlk maçta taş gibi oynasada Denver hakettiğini alamamıştı, bunu zaten maçı izlerken çok rahat farkedebiliyorduk. Denver güzel hucumlarla sürekli sayı bulurken Lakers doğru düzgün hücum bile edemezken skora baktığımızda çift haneli farkları bile görmüyorduk, bu durum haliyle maç boyu acabalar oluşturuyordu izlerken ve nitekim sonunda öyle ya da böyle kötü de oynasalar galip gelmeyi başardılar . Dün gece 2.maçta ise bunun 180 derece tersi bir tablo vardı özellikle ilk yarıda. Hele maçın başında George Karl sayesinde NBA'de görülebilecek en ilginç olaylardan biri yaşandı. Maçın henüz başında D.Jones tam 4 faul almayı başardı. Genelde ilk çeyrekte 3 faule ulaşan hatta 2 faul alan oyuncu kenara alınıp riske edilmezken 3. faulden sonra bile onu Karl oyunda tutarak bu olayın mimarı oldu. Üstüne bir de J.R Smith 2.çeyrekte 3'leyip kenara gelince gözümde maç bitmişti. Ancak dedik ya önceki maçın tam tersi olacaktı her şey diye. Bu kez de Lakers oynuyor şutları sokuyor istediğini yapıyordu, Billups ve benchten gelip takımına hayat veren Kleiza dışında herkes biz gibi maçı izliyordu yine de skora ve farka baktığımızda en fazla 12 13 farkı gördük sanırım. 3.çeyrekle beraber Carmelo'da devreye girince altın değerinde bir deplasman galibiyetini bu kez Denver kazandı. Şimdi Denver'da çok kritik 2 maç var tahminimce burada da 1'er maçı paylaşıp Steaples Center'a 2-2 ile gelinir, içeride 2 takımda başka maç vermez ve saha avantajıyla Lakers 4-3 finale atlar, ama bu beynimin söylediği. Kalbim tabi ki Denver'ın finale çıkıp Orlando ile oynamasını istiyor.


Cleveland-Orlando : Şu maçı da gördüm ya artık 4-1 bitse de gam yemem seri. Cleveland’a birinin bunu yapması gerekiyordu, her maçı çok rahat önde götürerek her seriyi 4 maçta bitirerek buraya çok rahat geldiler, ancak işlerin maç içinde biraz zora girdiği ilk maçı kaybettiler, bu maçın tek önemli tarafı belki de bu. Hidayet Boston’daki 7.maçtan sonra yine insan üstü işler yaptı ancak birileri bu adama niye sadece 4.çeyrek diye sormalı. Bilerek mi yapıyor, maç içinde yatıp bu dakikalarımı bekliyor anlamadımki. Son çeyrekte sanırım 9 sayı 7 asisti vardı, kaba bir hesapla son çeyrekteki 29 sayının 26’sında falan imzasının olması demekki bu da ne kadar büyük bir iş başardığının bir ispatı. Ancak her maç son çeyreğe son dakikalara kalmayıp çok önceleri bitebilir bu nedenle birileri artık ona sürekli olarak maça etki etmesi gerektiğini söylemeli. Howard’ı bu maç ne Ilgauskas ne de Varejao durdurabildi ama her maç böyle gitmez heralde, giderse de Orlando için bir umut ışığı demektir. Bu gece 2. Maçta açıkcası Orlando’nun kazanabileceğini sanmıyorum hatta maç yakın bile geçmeyecektir,zaten aksi halde seri biter 2-0’dan konferans finalinde kimse rakibine bırakmaz turu... O nedenle dediğim gibi bugün pek fazla beklentim yok maçtan Lebron çoşup maçı erkenden koparır herhalde, izleyip görelim tekrar yorumları fırsat buldukça yazmaya çalışacağım... Selametle efendim

17 Mayıs 2009 Pazar

15 sene sonra bile...



Aradan sanırım 15 sene falan geçti ve 15 mayısta yayınlanan röportajda Giggs deplasman baskısından, seyircilerin rolünden bahsederken ve İngiltere ile ilgili konuşurken bakın aklına nereden örnek vermek geliyor. Röportajın tamamını http://www.telegraph.co.uk/sport/football/leagues/premierleague/manutd/5330731/Why-Ryan-Giggs-feels-this-season-is-the-best-yet.html adresinden okuyabilirsiniz..


Giggs laments the passing of famous old arenas like Dixon's old Arsenal stamping ground. "The Emirates is nothing like Highbury. I like the old grounds, places where they test you. We never used to do well down at The Dell. I like atmospheres like Anfield and Elland Road, experiencing the ferocity of the fans towards you, the intense rivalry. We knew we had to perform. When I was younger, I used to get abuse off the Leeds fans, who sang things like 'There's only one spotty virgin'.
"I like the intense atmosphere where we are not just playing the team, we are playing their fans as well. I've never experienced anything like Galatasaray. Two hours before kick-off, we went out to have a look at the pitch and the stadium was packed! The chanting was brilliant: one side starts, then the other, then quiet, then all of them chanting! The players really enjoyed it. Before it was good, after it wasn't!'' (United's players ran the gauntlet of riot police and fans, who bricked their coach.)


Bahsettiği gün ile ilgili kısacık bir video da burada... http://www.youtube.com/watch?v=Jz0ua7F4FvI


Tahminler


32.Hafta

Antalya-Fenerbahçe : 1

G.Antep-Kocaeli : 0

G.Saray-G.Birliği: 1

Denizli-Ankara: 0

Konya-Eskişehir: 0

Trabzon-Bursa: 0

İ.B.B-Kayseri: 1

A.Gücü-Beşiktaş: 0

15 Mayıs 2009 Cuma

Sanki Barcelona'ya gideceksin otur oturduğun yerde


Evet bu sözü memleketimizde sıklıkla duyarız. Zaten senede topu topu 1 oyuncumuza gelir Avrupa'da bir klüpten transfer teklifi ve bunun üzerine basından hemen şu sesler yükselir. Kardeşim gideceksen Galatasaray'dan Fenerbahçe'den büyük olacak gittiğin takım.İyi de sebep ?
Bu olaya yıllardır en güzel örnek Tugay'dı aslında. Galatasaray'ın kaptanlarındayken tam da senesinde 2000'in devre arasında UEFA'nın alınacağını bilmeden Avrupa'ya açılmıştı. İngiltere'nin mütevazi ancak Premier Lig Şampiyonluğu ünvanına sahip takımlardan Blackburn'ün yolunu tuttu ve yıllar sonra geldiği durum ortada, yeni klübünün efsanelerinden biri oldu bile... 

Bundan 2 yıl önce de Tuncay'ın sözleşmesi bitipte Avrupa klüpleri kapısını çaldığında çokça yine aynı sözleri işittik ancak o bu sözlere aldırış etmeden Middlesbrough'un yolunu tuttu. Daha büyük klüperde istiyor olabilirdi onu ancak önünde bir Rüştü örneğide vardı. Büyük takımların sabrı yoktur, alabileceğiniz minimum sürede kendinizi çabucak göstermeniz gerekir. İşler yolunda gitmezse de bir yabancı oyuncu olarak pek fazla şansınız kalmaz. Victor Valdes gibi bir isme sırf Katalan diye gösterilen sabrın size ancak 10'da 1'i gösterilir. Aynı kötü örnek Hakan Şükür, Okan Buruk, Emre Belözoğlu gibi isimler için de geçerlidir. Inter'e gidiyorsanız, Barcelona'ya gidiyorsanız ağzınızla kuş tutmanız bile beklenebilir sizden.  

Tuncay nispeten daha küçük bir organizasyona katıldığında üzerindeki baskıda otomatikman azalacaktı ve nitekim İnglizler'in sabırlı taraftarlarınında yardımıyla uyum sürecini atlattıktan sonra kendini göstermeye başladı. Bu sezon çok kötü giden takımda Fenerbahçe seyircisininde belki de onu sevme sebebi olan isyankar hali taraftarı etkiledi. Bu kötü gidişe karşı koymaya çalışan tek kişi Tuncay diyorlardı, herkesi eleştirirken sadece ona sahip çıkıyorlardı. Nitekim sitelerinde yaptıkları oylama neticesinde Tuncay'ı yılın futbolcusu seçtiler. 
Tuncay artık oynadığı her maçta çok daha rahat, İngiltere'de ya da başka yerde artık daha büyük bir klübe gitse bile elinde ülkesi dışında da birşeyler başarabildiğinin kanıtı var. Bu da onun gittiği klüpteki kredisini arttıracaktır. Yani özetle Tuncay doğru olanı yapmıştır ve onun takip ettiği yol diğer futbolculara örnek olmalıdır. Bir anda zirveye çıkmayı beklemektense sabırla, mücadele ederek, büyük klüpleri hakettiğini göstererek oralara ulaşmak çok daha sağlıklı bir yol olacaktır. Geldiği bu noktadan sonra artık sene sonunda Tuncay'ın büyük bir klübe transfer haberini bekliyor olacağız, çünkü zamanı geldi...

14 Mayıs 2009 Perşembe

Fenerbahçe engelleri aşıyor



Son zamanlarda ne desem tersi çıkmaya başladı, bi kupon yapıp iddaamı oynamalı bilmem ki.. Fenerbahçe bu istatistiğimi bu gece sağolsun taçlandırdı. Halbuki Fenerbahçe'yi bile tutuyordum içten içe :D Bu sene Futbolda,NBA'de, F1'de hiçbirşeyde işler yolunda gitmiyorki desteklediğim takımlar için. O yüzden dedim ya bit artık 2008-2009 diye. Bit ve uzaklaş bir an önce..

Neyse efendim bu kısa girizgahtan sonra bugüne dönersek, bence bugün Fenerbahçe fena oynamadı, Beşiktaş'tan daha iyilerdi bile denebilir. Ancak o kadar mücadele edip pozisyonlara girip kaçırdıktan sonra üstüne bu kadar kolay goller yerseniz o maçı çeviremezsiniz. Aragones'i suçlamıyorum suçlayamamda çünkü bir seçim yaptı istikrarlı olabilmek adına ve belki de geleceği bu kadar parlak denilen kalecisini kazanmak adına bir risk aldı ve bu güne kadarki tüm Türkiye Kupası maçlarında olduğu gibi yine Babacan'ı kaleye koydu. Bugün onun yaptığı müthiş kurtarışlarla Fenerbahçe kupayı kazanmışta olabilirdi, o zaman Aragones dahi olarak mı yansıtılacaktı. Buna isyan ediyorum doğru ya da yanlış Aragones bir seçim yaptı bu onun tercihiydi aynı tercihleri bu sene Skibbe daha önceleri Gerets'te De Santcis ve Mondragon'un yerine Aykut'a görev vererek gerçekleştirmişlerdi. Dediğim gibi bu tamamen teknik adamın insiyatifinde bir olaydır ve bunun yüzünden teknik direktörü suçlamak tamamen skora göre yorum yaptığınızın bir ispatıdır. Volkan Babacan neden kötü diye sorgulayabilirsiniz bu maç kötüydü diye yorum yapabilirsiniz ancak bu maçta neden Volkan Demirel'i oynatmadı derseniz o zaman bu zamana kadar neredeydiniz derler insana. 

Beşiktaş cephesinden olaya bakacak olursakta lige bile yansıtabilecekleri ekstra moral sağlayacak farklı galibiyetle kupayı almak onlar açısından rüya gibi oldu, hem de bunun için çok fazla efor sarfetmelerine gerek kalmadı. Bu moralle ve belki de uzun yıllar sonra 2 kupayla sezonu kapatabilecek olmaları onlara olumlu etki yaparsa bu saatten sonra şampiyonluğu da bırakmazlar, ancak bugünkü maç birşey daha gösterdi ki Beşiktaş defansı arkaya atılan uzun toplarda saçmalıyor ve eli ayağına dolaşıyor, defansı Ernst'i bir kenara alırsanız Kewell ve Hakan Balta'nın stoperde görev yaptığı Galatasaray defansından daha da kötü durumda. 2 hafta sonra Galatasaray bu zaaftan faydalanabilirse bir galibiyet hiçte şaşırtıcı olmaz.

Sözlerime son verirken Beşiktaş'a;böyük başkanı, Nihat'ı, Mahmut'u şu pozisyonda görme imkanı verdikleri için teşekkür ediyorum selametle efendim
                                       

 


13 Mayıs 2009 Çarşamba

Coming soon

NBA Play-Off'ları okulun son haftasına, final tatiline vs.ye denk gelince bir hayli maçı izleme,inceleme,ayrıntılı takip etme fırsatı doğmuş oldu. Normal seneyi düzenli olarak takip edemesemde Play-Off'larda şimdiye kadarki gözlemlerimi ve takım incelemelerini en kısa sürede yazmayı planlıyorum. Kafamda yazımın başlığı bile belli aslında  "Lebron sen insanmısın" :D Görüldüğü üzere yazım muhtemelen bol bol Play-Off'larda Cleveleand'ın rakibi var mıdır, onları kim durdurabilir konuları üzerinde yoğunlaşacak. Neyse efendim en kısa sürede bu yazımı siteye koyabilmek ümidiyle...

Kuş vs Kuş

 
Maç günü.... Son yıllarda alıştık Türkiye kupasını uzaktan izlemeye.. Fenerbahçe'yi olimpiyat stadında yendiğimiz o günden beri final bile göremedik 4 senedir. 

Kupayı Fener+Beşiktaş+Trabzonspor toplamı kadar kazanmış bir takımın destekçisi için üzücü bir durum bu tabi ki... Bakmayın siz bu kupa lig kadar önemli değil tatmin etmez seyirciyi dendiğine;(ki zaman zaman bu satırların yazarıda konuşmakta böyle ileri geri) bal gibi de tatmin ediyor. Bundandır 2-3 senedir Beşiktaşlıların ardarda kazanınca şampiyonlar ligi şampiyonu havasıyla gezmeleri 

Neyse efendim maça dönecek olursak içimden bir ses Fener bu kez şeytanın bacağını kıracak diyor. 1 aydır belki de daha fazla zamandır yarı final ilk maçında avantajlı skoru aldığından beri Fenerbahçe'nin aklı fikri bu maçta. Normal bir derbi maçında bile çok önemli rol oynayan zihinsel faktörlerde böylece Fenerbahçe açık ara öne geçmiş oluyor. Bunun yanında son yıllarda içeride dışarıda sürekli Beşiktaş'ı yeniyor olmalarıda bu maçta onların açısından önemli bir artı. Çok sıkıcı bir maç belki de uzatmalar ve sonunda Fenerbahçe galibiyeti bekliyorum. Oldu olacak golleri de Guiza atsın...
 
İzleyelim görelim selametle efendim....

12 Mayıs 2009 Salı

Maçtan tek akılda kalan

Dakikalar 90+2 bugün çok yorulan Arda, yerini Harry Kewell'a bırakıyor. Bülent Korkmaz uzun süredir 10 kişi oynayan rakibi karşısında 1-0 lık skoru korumak için, yani vakit geçirmek için son saniyelerde Aydın'ı Mehmet Güven'i Semih Kaya'yı Volkan Yaman'ı onu bunu değilde Harry Kewell'ı oyuna alıyor. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı sözün bittiği yerdeyiz.. Bit 2008-2009 sezonu artık bir an önce

9 Mayıs 2009 Cumartesi

31.hafta kesin maç sonuçları

Yarın tüm maçlar aynı saatte oynanacak ya çok fena kupon yapasım geldi, bende tüm maçlarla ilgili tahminlerimi buraya karalıyayım istedim, bakalım neler olacak? 

G.Birliği-Hacettepe : 1  Üst

Sivasspor-İBB : 1        Üst

Ankaraspor-Beşiktaş: 2       Alt

Fenerbahçe-Denizli : 1         Üst

Galatasaray-A.Gücü:1   Alt (Keşke üst bitse de 10 hafta aradan sonra gol görsek)

Kocaeli-Trabzon:0                Üst

Bursa-Konya: 1  Üst

Eskişehir-Antalya:1   Alt

Kayseri-Gaziantep:0  Alt (0-0 maç skoru bile oynanır)

Bekleyelim görelim her zamanki gibi saçmaladımmı yoksa birşeyler tutturabilecekmiyim. İddaa bülteninden değilde TFF'nin sitesinden maçlara bakıp yorumladım o yüzden oran bilmiyorum malesef oranlarını herkes bir zahmet kendisi hesaplayacak artık :)

Mr. 4th quarter


Bu gece yine yaptı yapacağını. Klasik çok kötü bir ilk yarının ardından, onun kötü oyununa rağmen farkta 20lere kadar çıkmışken,3.çeyrekte fark azalınca son çeyrekte devreye girdi ve lakabının hakkını verircesine en kritik anlarda en kritik işleri yaparak galibiyetin mimarı oldu. 2 kritik üçlük ve bir asistle maçı aldı götürdü. 
Orlando Boston karşısında 2-1 önde... Bu seri öyle bir seri ki ne olacağını kestirmek imkansız, her maç kendi içerisinde bir hikaye barındırıyor  ve günlük performanslara göre 20 30 sayılık farklar bile oluşabiliyor. Ancak yine de bence Orlando bu seriyi kazanacak, ve dinç bir Cleveland'ın rakibi olacak. Sonrası tabi ki Allah kerim ancak gönlüm Orlando'nun doğu şampiyonu olmasından yana... Sonra da bir bakmışsınız şampiyonluk :) neyse gece gece fazla uçtum birden gaza gelip hadi eyvallah

7 Mayıs 2009 Perşembe

Chelsea'ye üzülmek

Aslında bu 2.defa başıma geliyor... Anlayışını, futbol tarzını, futbolcularını kısacası hiçbirşeyini sevmediğim Chelsea'ye geçen sene final maçından sonra 2.kez acıdım. Böylesi bir maçı son ana kadar getirip o dakika kaybetmek çok acı verici onlar için, hatta belki de geçen sene penaltılarda kaybettikleri finalden daha da büyük bir acı var içlerinde bilemeyiz. 
Maçla ilgili Barcelona adına söylenebilecek hiçbirşey yoktu, oynayamayan Barcelonamıydı yoksa oynatmayan Chelsea'miydi onu hala çözebilmiş değilim. Chelsea bu kadar erken gol atmayı kendisi bile beklemiyordu herhalde. Erken gol gelince de  kalan dakikalarda onlara zaten en iyi bildikleri şeyi yani savunmayı, koşmayı ve ani kontrataklarla Drogba'yı pozisyona sokmayı denemek kaldı. Bunu da maç boyunca başarıyla gerçekleştirdiler. Barcelona ceza sahasına bile giremezken Chelsea 90 dakika boyunca maçı koparacak pek çok pozisyon yakaladı ancak becereksizlik ya da şanssızlık artık her neyse o golü bir türlü bulamadı. Belki de insanlar farketmedi ancak 80.dakikada Lampard bir pozisyonu değerlendiremedikten sonra yakın çekimde ekrana geldiğinde yüzündeki ifade resmen bu durumu yani bir nevi "Sonumuz hayrolsun"u gösteriyordu. Ancak dediğimiz gibi belkide 60da 70'de yeseler çok rahat çıkarabilecekleri bir golü 90+3'te yediklerinde artık yapabilecekleri tek şey dövünmek ve ağlamak olacaktı.
Sözlere son vermeden hakeme değinmemek bu maç için ayıp olur. Bu denli büyük bir maç için gerçekten yetersiz olan bu  hakemin verilmesi ve yönettiği maç bana göre UEFA için bir utanç vesilesidir. Her pozisyona inanılmaz yakın olmasına rağmen görmediği penaltılar, verdiği ilginç kırmızı kart fazla söze gerek bırakmıyor. Ancak dediğimiz gibi bu kötü yönetim hakem gerçekten çok kötü bir maç yönettiği için ortaya çıktı, o nedenle fazla üzerinde durmadan final maçında hakemi değil süper golleri ve enfes maçı tartışacağımızı umalım
Final için tahminim ve temenimmi ?  Tabi ki Barcelona'nın kupayı kazanması bir diğer ifadeyle Messi'nin Ronaldo'yu devirmesi... 





5 Mayıs 2009 Salı

Yeni Tahminler

Bir önceki turdaki rezil tahminlerime rağmen yüzsüzlük yaparak yeni tur içinde müsadenizle tahminler yapayım bakalım bunlarda ne kadar yanılacağım :D ; 

Lakers- Houston:  4-2 

Orlando- Boston : 4-2 

Cleveland- Atlanta: 4-2

Denver- Dallas : 4-2

Bakalım bu kez neler olacak ama eminim bu kez %50'sini tutturacağım... Bekleyip görelim 

Anlamsız

Eskişehirspor'a canım fena halde sıkkın bu günlerde. 1 ay oldu sanırım belki de daha fazla, Galatasaray'ı Sami Yen'de yendiğinden beri tek bir puan dahi alamadı.... O gün Eskişehirspor değilde Galatasaray kazanmış olsa, hani Galatasaray için bilemem ancak Eskişehirspor için herhalde herşey daha güzel olacaktı. O gün kazanmak düşmemeyi garantilediklerini düşündürdü onlara ancak her takım gün gün çıktı üstlerine ve son olarakta 30.haftada İ.B.B yapıştı dibine... Allah sonlarını hayır etsin ancak büyük maçlara asılıp asıl rakiplerini unuttukları bu zihniyet devam ettiği sürece işleri zor